ⓘ Henri de Toulouse-Lautrec

                                     

ⓘ Henri de Toulouse-Lautrec

Henri de Toulouse-Lautrec, Fransız ressam.

Onun dönemine kadar ikinci sınıf olarak görülmekte olan afisin bir sanat olarak değer kazanmasını sağlamıs sanatçıdır. Köklü bir Fransız aileye mensup olmasına rağmen yasamını aristokratların arasında değil, aristokratların hor gördüğü kenar mahallelerdeki eğlence hayatının içinde yasadı. Özellikle Moulin Rouge pavyonunu anlatan resimleriyle büyük üne kavustu. 36 yasında hayatını kaybeden ressam, çok kısa ömründe çok sayıda eser üretti ve Van Gogh gibi ressamlarla birlikte Art izlenimcilik akımının en tanınmıs ressamlarından birisi oldu. Tabloları günümüzde dünyanın belli baslı müzelerinde ve galerilerinde sergilenir.

                                     

1. Yasamı

24 Kasım 1864te Fransa’nın güneyindeki Albi kasabasında dünyaya geldi. Babası Kont Alphonse de Toulouse-Lautrec, annesi Kontes Adele de Toulouse-Lautre’dir. Anne ve babası kardes çocukları olan Henri, akraba evliği nedeniyle ne olduğu saptanamayan genetik bir hastalıkla dünyaya gelmisti.

Birkaç yıl sonra doğan kardesi Richard, 1868’de bir yasındayken öldü ve anne-babası bu olaydan sonra ayrıldı. Sekiz yasındaki Henri, 1868 yılında annesi ile birlikte Paris’e tasındı. Fontanes Lisesi’nde öğrenim gördüğü sırada resim merakı basladı. Ders kitaplarının üstüne çizdiği karikatürlerle büyük resim yeteneği ortaya çıktı. Ilk resim derslerini hayvan ressamı René Princeteau’dan aldı.

Bu yıllarda bedensel gelisimi neredeyse duran Henri’nin genetik hastalığından kaynaklanan bir kemik rahatsızlığı olduğu anlasıldı. Annesiyle birlikte Albi’ye döndüler ve okul yasamı sona erdi. Özel bakım altında yasamaya ve özel derslerle eğitimini sürdürmeye basladı. Kırılgan kemikleri ve asimetrik vücut yapısı nedeniyle babası ondan uzaklasırken, annesi resme yönelmesi için ona destek oldu.

Henri, geçirdiği bir kaza sonucu 1878’de sol bacağı, 1879’daki bir kaza sonucu sağ bacağı kırıldıktan sonra iyilesemedi ve sakat kaldı. Fiziksel acılarla dolu bir gençlik dönemi geçirdi. Amcasının da tesviki ile resimle daha fazla ilgilendi. Gerçeklestiremediği fiziksel etkinliklerinin yerine resmi koyarak genç yasında farklı tekniklerde binlerce eser üretti. Ressam olma kararını vermesi üzerine annesi ile birlikte Paris’e tasındılar. Bir yıl Princetau’nun stüdyosunda çalıstı ve pek çok ressamla tanıstı.

1882’den itibaren Paris Akademisi öğretmenlerinden Léon Bonnat’ın atölyesinde çalısmalarını sürdürmeye basladı, bir yandan da Ferdon Cormon’un stüdyosuna devam etti. Cormon’un atölyesinde Emile Bernard ve Vincent Van Goghla tanısması, izlenimciliğe tepki olarak doğan post-emperyonizme yaklasmasının ön ünü açtı.

Serbest çalısmaya karar vererek atölyeden ayrılan Lautrec, sanatçı mahallesi Montmartre’a yerlesti. Günlerini resim yaparak ve içki içererek geçirdi. 1884 yılında kabare sahibi Bruant Lautrec’ten illüstrasyonlar yapmasını istemis ve çalısmalarını kabarede sergilemeye izin vermisti. Lautrec bu sayede Montmartre’da kısa sürede adını duyurdu. 1887’de Le Tabourin kabaresinde Van Gogh ile birlikte sergi açtı. Sanatçı en çok izlenimci ressam Edgar Degas’dan ve Japon resim sanatından etkilendi.

Onu üne kavusturan asıl eser, Paris’in ünlü pavyonu Moulin Rougeu anlatan 1891 tarihli afis çalısması oldu. Klasik anlayısın dısına çıkarak poster çalısan Lautrec, reklam amaçlı çalısmalara sanatsal bir dil kazandırdı. Afislerinde daha çok dönemin ünlü kabare sarkıcılarını ve dansçılarını resmetti.

Sanatçının kendisi Paris’in tüm ünlü pavyonlarının ve kabarelerinin düzenli müsterisi idi ve kentin varoslarını, fahiselerini, dansçılarının tablolarının ana konusu yaptı. Resimleri dansçı ve fahiseleri konu aldığı için sık muhafazakâr kesimlerce elestirildi. Babası, genelev çalısanlarını resmettiği için kendisini evlatlıktan kovdu. Bu olaydan sonra kendisini tamamen bohem yasama teslim etti; alkol ve eğlence tutkusundan hiç vazgeçmedi, kısa süreli iliskiler yasadı.

1891’de ilk tasbaskılarını üreten sanatçı, 1893te ilk kisisel sergisini açtı. 1894–1897 yılları arasında Avrupa’yı dolastı, birçok sergi açtı.

Frengi ve alkol nedeniyle bozulmaya baslayan sağlığı hızla kötüye gitti. Annesinin 1899’da Paris’ten ayrılması, onu ağır bir bunalıma düsürdü. Senatoryumda tedavi gördüğü dönemde aklında kalan sirk ve at yarısı görüntülerini resmetti. 1901’de Paris’ten ayrılıp annesinin yanına döndü. 9 Eylül 1901’da hayatını kaybetti.

                                     
  • matematikçi ve fizikçi Henri La Fontaine 1854 - 1943 Belçikalı hukukçu Henri de Toulouse - Lautrec 1864 - 1901 Fransız ressam Henri Barbusse 1873 - 1935
  • öğrenci yetistirmistir. Öğrencileri arasında Vincent van Gogh, Henri de Toulouse - Lautrec gibi ünlü ressamlar vardır. Türkiye den Paris e öğrenime giden
  • Bruant ı kullanarak kısa bir süre sonra Montmartre de bir yıldız oldu ve Henri de Toulouse - Lautrec kabare ve kulüplerde gösteri yapmaya basladığında
  • sıkça ziyaret edildi. 1887 de Henri de Toulouse - Lautrec Café du Tambourin de Van Gogh un portresini yarattı. Kafe, yazar Sophie de Juvigny gibi yazarlar ve
  • önemli sanatçılar arasında Claude Monet, Pierre - Auguste Renoir, Henri de Toulouse - Lautrec Henri Matisse, Paul Cézanne, Vincent Van Gogh, Pierre - Auguste Renoir
  • yapılmıs fresk Divanda Oturan Kadın Woman sitting on a Divan, Henri de Toulouse - Lautrec 1883 yılında yapılmıs yaglıboya resim Büyük Buda The Great
  • 1862 1894 Théo van Rysselberghe 1862 1926 Paul Signac 1863 1935 Henri de Toulouse - Lautrec 1864 1901 Paul Sérusier 1864 1927 Paul Ranson 1864 1909
  • Bernard de Castanet tarafından Palais de la Berbie insa edildi ve günümüzde Albi doğumlu ressam Henri de Toulouse - Lautrec in müzesi: Toulouse - Lautrec Müzesi
  • Paul de la Boulaye, Aloysius O Kelly, Erik Werenskiold, Edvard Munch, Alphonse Osbert, Henry Siddons Mowbray, Charles Sprague Pearce, Henri de Toulouse - Lautrec
  • Bacon, Andy Warhol, Edvard Munch, René Magritte ve Mark Rothk, Henri de Toulouse - Lautrec Pissarro, Renoir, Gauguin, Degas, Whistler, Marcel Duchamp koleksiyonda